Cumhuriyet Gazetesine yapılan operasyon ile tutuklanan gazeteci ve avukatların ardından avukatlar, adalet mekanizmasına yapılan olağanüstü siyasi müdahaleye karşı FARKINDALIK yaratmak için ‘Adalet Nöbetini’ başlattı. Bekledik ki bu siyasi baskı bir süre sonra sona erer. Olmadı, uzun süren soruşturma süreci ve dava sonuna kadar süren tutukluluk bu beklentimizi boşa çıkardı.

Ünlü Avusturyalı hukukçu Hans Kelsen; “Devlet=Hukuktur” derken, hukuk biterse ortada devletin kalmayacağını söylüyordu. Kelsen yine “Toplumda bir kişi bile adaletten şikayet ediyor, bir kişi bile hukuk arıyorsa o toplumda hukuk ve adalet için umut vardır” demiştir.

Bu ülkede adalet ve hukuk ihtiyacını seslendiren binlerce avukat var. Bu adalet için umudun çok olduğunu gösteriyor.

Cumhuriyet Gazetesi’nin geçen hafta sona eren duruşmasında tutuklu kalmadı ama verilen cezalar hukuk güvenliği ve adalet için tehlikeli sürecin devam ettiğini, ifade özgürlüğü, özgür basın ve demokrasi için tehdit ve gözdağının sürdüğünü gösteriyor. BU NEDENLE SEVİNEMEDİK.

Halâ  sadece iktidara muhalif olduğu için birçok gazeteci, yazar, seçilmiş ve seçilmemiş siyasi tutuklu var. Ve yargılamalar olanca hızıyla sürüyor. Yargılamaların her çeşidinde ve sürecinde yargının en dinamik unsuru ve tüm yargı süjelerinin sesi olan birçok avukat da mesleklerini, savunma görevini ödünsüz yaptıkları için tutuklular ve uzun süredir devam eden soruşturma sonrası duruşmaları başlamadı.

O halde adalet nöbeti sürmeli.

Çünkü adalet nöbeti, HUKUK VE ADALETİN SESLERİNDEN BİRİ OLDU.

Halâ İstanbul ve Türkiye’de yargıçlar var.

Adalet nöbetinin sesi yurttaşın, halkın, basının, vicdanlı savcı ve yargıçların da sesi. Umudun sesi.

Avukatlar olarak bu umudu büyütmek, vicdanlı adaletin kuruluşu, ayaklarının üzerinde durabilmesi için nöbete devam edeceğiz.