Yola Çıkarken

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, kurumlar, yasalar, yargı pratiği-kültürü, yönetsel faaliyetler, dil/ideoloji vb. birçok unsurdan oluşan hukuk yapısı, “Tanzimat’tan devraldığı Batı hukukunun aynen iktibas” modeliyle zaten çeşitli sorunları içinde barındırmaktadır. Yine Tanzimat’tan bu yana egemen olan “Yok Kanun/Yap Kanun=Ferman” anlayışı nedeniyle ortaya çıkan hukuk yapısının bir türlü tutarlı bir sisteme kavuşturulamaması eklektik bir yapıya neden olmuştur.

Gelişen, süreç içinde toplumsal gelişme ile ortaya çıkan ihtiyaçlar, sınıfsal çatışmalar en son olarak da AB’ye giriş süreciyle, AB müktesebatını aynen iktibas zorunluluğu nedeniyle yaşanan uyum sorunları, bu hukuk yapısını bir çelişkiler yumağına dönüştürmüştür.

Özellikle son 7-8 yılda hukuk adına yaşadığımız oldukça fazla sayıda olay hukukun genel toplumsal amacının dışında, gündelik politik faaliyetlerin aracı haline geldiğini açıkça göstermektedir. Bu kısa sürede bir yandan açılan siyasi davalarda “düşman” tanımı eşliğinde yürütülen ve hukukla açıklanması mümkün olmayan garip yargılamalarla karşılaşmakla kalmadık; adil yargılanma hakkını ihlal eden kovuşturma süreçleriyle verilen kararlar onaylanırken, onaylanması beklenirken bu kez kendimizi tersi bir sürecin içinde bulduk. Bir anda ömür boyu ceza alan sanıkların suçsuz olduklarını öğrendik. Ülkemiz, iktidar tarafından düşman tanımının değiştirilmesi ve yargılamayı yapanların düşman kabul edilerek yürütülen soruşturmaların sanıkları haline dönüşmesi ve nihayet savcı ve hâkimleri verdikleri kararlardan dolayı tutuklanması ile demokratik hukuk anlayışının çok ötesinde yüz ağartmayan ilkel bir hukuk laboratuvarına dönüşmüştür.

Ergenlik dönemini bir türlü atlatamamış hukuk dünyamız, demokratik hukuk devleti’nin anlaşılmasının önemini daha da artırmaktadır. Hukuk, politika ve halk arasındaki ara halka olduğuna göre bir yandan olanları anlamanın diğer yandan hukukun yapılmasına halk olarak müdahale etmenin zamanı çoktan gelmiştir.

Bu alanda, gündelik olayların akışına bağlı olmayan ama onu da dikkate alan ve “teknik hukuk” incelemesi sınırlarını aşan, eleştirel gözle hukuki yapıları, gelenekleri, gelişmeleri, hukuk kültürünü mukayeseli olarak irdeleyen fazla yayın bulunmaması da sitemizin ayrı bir varlık nedenidir. Bununla beraber, gündelik olaylara da kayıtsız kalmayacak, önemli olayları mercek altına alacağız, güncel tartışma dosyaları oluşturacağız.

Sitemizin en önemli amacı, demokratik toplumun oluşması sürecinde hukukun payını önemseyen Türkiye’deki hukuka eleştirel yaklaşan avukat, hâkim, savcı, akademisyen, yazar gibi hukukçuları bir yayın etrafında bir araya getirmek, zaten küçümsenmeyecek bir boyuta ulaşan eleştirel hukuk envanterini dijital olarak sitemizde toplayabilmek ve herkesi belirli konular üzerinde yoğunlaşmaya, tartışmaya teşvik etmek veya bu konularda çalışma yapacak olanlara nitelikli bir arşiv sunmaktır.

Kendini site politikasına yakın gören herkesi yayın kurulumuzun doğal üyesi olarak kabul ediyoruz.

HUKUK POLİTİK