Beccaria, Hümanist Bir Bilgedir

Sami Selçuk, Beccaria’nın İnsanlığa Bildirisi, İmge Yayınları, 80 Sayfa

Yapıtını Fransızcaya çeviren Morellet’ye yazdığı Mayıs 1766 tarihli mektuptan ve rahip Corfri’ye verdiği 9. Yanıttan anlıyoruz ki Beccaria, ülkesinde ve Avrupa’da olup bitenlerden çok tedirgindir. Yargılamalar ve verilen cezalar onu düşündürmektedir. Galilei’nin, Machiavelli’nin yapıtlarına saldıran bağnazlığın ve boş inançların, aydınlanma yüzyılı düşünürlerinin yapıtlarının ortaya koydukları zorbalığın karşısında daha çok dayanamadığını; özgürlük, bilim ve sanat sevgisi, köle insanlara duyduğu sevecenlik ve acıma duygusuyla yapıtını yazdığını belirtmektedir. Ancak, bu konuda çevresinde olsa olsa en çok 20 kadar insanın bulunduğundan yakınır.

Kuşkusuz, bağnazlığın, kara bilgisizliğin ve boş inançların pençesinde kıvranan Avrupa’da Suçlar ve Cezalar Hakkında gibi ezber bozan bir yapıtı yayımlamak kolay değildir. Ancak, insanlık, aydınlığın yolunu her zaman kurulu düzene karşı çıkanların akıllarıyla ve yürekleriyle açmıştır. Onlar önce kurulu düzenin önyargılı uşaklarınca yerden yere vurulmuş, daha sonra ise kendilerinin heykelleri dikilmiştir.

Onların adları, insanlık için sadece sıradan bir ad değil, bir umuttur da.

İşte Beccaria da bunlardan biridir ve bu alınyazısına boyun eğecektir, ister istemez. Çünkü, onun zekası bu tür sapıklıklar için savaşıma kodlanmıştır. Kitabının “okura” bölümünde kendisini “bağnazlıktan uzak ve uyanık bir tutumla kaba güce şiddete ve yalana dolana karşı sadece aklıyla meydan okuyan, köşesine çekilmiş bir düşünür” diye betimledikten sonra “giriş” bölümünde onu okuyanların kendisine “her şeyi karşılamaya çabalayan bir insanı değil, gerçeğin barışsever bir dostunu bulacaklar”ını, bunun için de yeterince yürekli olduğunu belirtir ve daha İlerideki sayfalarda da yürekli olmayı şöyle tanımlar: “Yüreklilik, sadece ya gerçeğin parlak ışığında ya da tutkuların ateşinde ya da tehlikenin bilinmezliğinde yankı yapıp kendisini sergileyebilmektedir”(XI).

Son çözümlemede Beccaria, ister kırsal kesim olsun, ister zindanlar olsun, insanlığı yoksulluktan, kara bilgisizlikten, İktidarı elinde tutan küçük bir azınlığın baskısından ve kötülüklerinden korumak için savaşan bir insanlık savunucusu, bir insancı düşünür ve bilgidir.

Çevirmeni Morellet’ye yazdığı Mayıs 1766 tarihli mektubunda biricik uğraşının felsefenin tohumlarını barış içinde ekip ürünlerini devşirmekten ve böylelikle kendisinden çok diri olan üç duygusunun doyumunu sağlamaktan ibaret olduğunu vurgular. Bu duygular, edebiyat aşkı,  özgürlük aşkı ve onca yanılgının kurbanı olmuş köle insanların mutsuzluklar için acıma ve sevecenliktir.

Günümüzde, insan hakları ulusal bir sorun olmaktan çıkmış, uluslararası bir kaygının ve kavganın konusu olmuşlardır. Bunun temelinde ise, yüzü kızarabilen bir yaratık olan insanın “onur”u yatmaktadır. İnsanın maddi ve manevi varlığına yapılan her saldırı, insanın ve insanlığın yadsınması, “insan onurunun hiçlenmesi”dir.(2) Kanımca Beccaria, bu onuru savunmak için kendisini ortaya atmış bir savaşımcıdır.

Beccaria’nın toplumsal ahlak anlayışının oluşmasında İngiliz yazarı Hutcheson’ın etkisi büyüktür. Landry’ye göre Beccaria aslında her türlü etkiden bağımsız bir düşünürdür. Onun özgünlüğü, bilim ve mantığa bağlı olmasıdır; düşü ise, aklın zaferini kazandırma kaygısı taşıyan insanlar tarafından yönetilmektedir.(3)

İşte Beccaria, yapıtını böyle bir ortamda, bu duygu ile düşüncelerle kaleme almıştır.

Onun felsefi görüşleri, daha çok ceza hukukunu ilgilendiren bu yapıtta da çeşitli ve özellikle son bölümlere serpiştirilmiştir.

Yaşadığı rahat ortamda o, coşkulu zekâsını, İnsanlığın en iyi geleceğe doğru yol alması için kuramlarını oluşturmaya adamıştır

Dipnotlar

1 Jean-François Renucci, Droit europeen des droits de I’homme, L.G.D.J, 2001, n. 1. Geniş bilgi için bakınız: Jean Ladriere, L’ethique et les interets collectifs, Bruxelles, 1983.

2 Jean-François Renucci, Droit europeen des droits de I’homme, L.G.D.J, 2001, n. 1. Geniş bilgi için bakınız: Jean Ladriere, L’ethique et les interets collectifs, Bruxelles, 1983.

3 Paul Savey-Casard, Le deuxieme centenaire du Traite des delits et des peines, Revue de science criminelle et de droit compare 1964, s. 498. Beccaria’NIN ERDEMLERİ VE SEÇKİNLERLE İLİŞKİLERİ İÇİN BAKINIZ: Cantu, anılan yapıt, s. 146-173; Dei delitti.. Roma, Sommaruga, s. 22.